Acilen harcadığımız iki şey: Sevgi ve Aşk

15.11.2021
338
Acilen harcadığımız iki şey: Sevgi ve Aşk

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ESOGÜ Eğitim Fakültesi Kılavuzluk ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Başkanı ve Aile Terapisti Prof. Dr.Nilüfer Özabacı, tüketim cemiyeti haline gelindiğine dikkati sürükleyerek, “Her şeyi çok ivedi harcadığımız gibi sevgileri, aşkları da çok ivedi harcayabiliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Özabacı, ‘Sevgililer Günü’ dolayısıyla öne çıkan ‘aşk’ kavramı hakkında Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, aşkın, insanlık tarihi süresince felsefi ve terbiyeyi bir çok tanımı bulunduğunu belirtti.

Aşkı, şahsın tamamen duygusal bir yoğunlukla partnerine odaklandığı ve benliğini unutup tamamen karşısındakinde kendini bulmaya çalıştığı bir yanılsama hali olarak belirleyen Özabacı, aşk halinin şahısları, duygu ve düşüncelerinin yanı gizeme biyokimyasal olarak etkilediğini dile getirdi.

Mevzubahisi gidişattaki fertlerin, yoğun mutluluk hali, pozitiflik, karşısındaki eşe müteveccih alaka ve duygu yoğunluğu yaşadığı, negatiflikleri gözardı ettiği ve kendini çok daha iyi sezdiği bir ruh hali içine girdiğine değinen Özabacı, “Aşk yarıyılsal bir şey, muhakkak yarıyıllarda yaşanıyor” diye konuştu.

Özabacı, bu yoğun duygu yoğunluğu halinin devamlılığının çiftler tarafından beklenmemesi gerektiğini aktardı.

Aşkın 6 hali

Aşkın 6 çeşidi olduğunu anlatan Özabacı, her zaman tek bir kavram olarak belirlendiğini ancak şahsa ya da karşılıklı gereksinime göre muhtelif şekillerde yaşanabildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bunlar, ‘istekli aşk’, ‘dostça aşk’, ‘reyin gibi aşk’, ‘sahiplenici aşk’, ‘anlamlı aşk’, ‘özgeci aşk’. İstekli aşk, fiziksel bir çekimin bulunduğu, bağlantıda sarih, ilişkide güvende olma ve güvenli bağlanmanın mevzubahisi olduğu bir vaziyet. Dostça aşk, daha çok paylaşım ve o şahsın hayatında olmasından dolayı kendini iyi sezme şeklidir. Başka Bir Deyişle dostluğun ön tasarıda olduğu zamanda büyüyen aşk vaziyeti. Reyin gibi aşk, isminden de anlaşıldığı üzere, daha cümbüşlü ve dinamizm içinde olan bir aşk. Bu aşkta, bağlayıcılığı düşük; fakat cümbüşü ön tasarıda. Sahiplenici aşk ise istekli aşk ve reyin gibi aşk cinslerinin toplanmasıyla oluşuyor. Burada kıskançlık, güvensizlik gibi muhakkak negatif vaziyetler de yaşanabiliyor. Bu, bir zaman sonra daha rahatsız edici olabiliyor. Anlamlı aşka baktığımızda ise daha çok dostça aşk ve reyin gibi aşk cinslerinin sentezinden alana geldiğini, eğitim, iş, aile gibi bazı özellikler dikkate alınarak, bireylerin geçimi ve devam edebileceğine müteveccih, gelecek gayesiyle ortaya çıkan bir aşk gidişatını gözlemliyoruz. Özgeci aşk ise dostça aşkla, istekli aşkın toplanmasıyla, birey karşısındakinin yanılgılarını azıcık daha göz arkasını ediyor ve ona bağlanma, destekleme güzergahında bir meyli oluyor.”

Harcayan bir cemiyetiz

Bireylerin, aşkı bulmak özlemiyle, kısa süreli karşılıklı dostluklar yaşadığını söyleyen Özabacı, “Bunlar gerçekten harcayıcı cemiyet olmamızla ilgili. Her şeyi çok ivedi harcadığımız gibi sevgileri, aşkları da çok ivedi harcayabiliyoruz. Doya doya yaşayamıyoruz. Bu, bireylerin bakış açısıyla iletişimli, hayatı nasıl yaşıyorsak, kıyafetlere, eşyalara nasıl davranıyorsak, etrafımızdaki insanlara da öyle davranma biçimine özümsüyoruz. Böyle olunca karşılıklı ilişkilerde güveni sallayıcı, üzücü neticeler ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.

Konutluluk evveli üç değişik yarıyılın olduğunu hatırlatan Özabacı, şöyle devam etti:

“Birincisi, anne çocuk ilişkisi gibi, fertler o karşılıksız sevgiyi, başkalarında bulmaya çalışarak, sevgi, şefkat lüzumlarının giderilmesi ismine yaşanan bir yarıyıl. Bu yarıyılda şahıslar asılları görmeden yaşıyor. İkinci düzey ise ‘ikili bağımlı yarıyıl’, bu düzeyde aşk devam ediyor ancak bireylerin sahiplendiği, istekli bir bağlanma yarıyılı yaşanıyor. ‘Ben’ kavramı kalmıyor. Üçüncü düzey ise ‘bağımlılık yarıyılı’nde insanlar bir zaman sonra kendilerine dönüyorlar. ‘Benim isteklerim neler?’ gibi denetlemelere başlıyorlar ve azıcık daha bağımsız olma lüzumu doğuyor. Fert, asılları görmeye başlıyor. Çiftler şayet aynı safhayı yaşıyorlarsa, geleceğe müteveccih devam edebiliyorlar. Şayet değişik yarıyıldalarsa daha çok çatışma ve mesele yaşanıyor. Bu çatışma ve meseleler bazen konutluluk içerisinde de hayat boyu devam edebiliyor.”

Sevgililer Günü

Özabacı, Sevgililer Günü’ne ait şöyle konuştu: “Bu günlerde de tüketim cemiyetinin birer abonesi olduğumuzu fark ediyoruz. Karşımızdaki şahsın varlığını sanki o günlerde sezip, hediye almak, özellikle bir şey yapmak gerekliliği ortaya çıkıyor. Bunlar ‘moda’ olan tutumlara bağlı olarak ortaya çıkıyor. Oysa bunlara katılmıyorum. İnsanlar tabi ki her gün kutlama yapamazlar, birbirlerine sevgililer günüymüş gibi davranamazlar; ama beğenildiğini, saygı dinlendiğini, umursandığını sezdirmesi çok ehemmiyetli. Özel bir şey yapılması için bugünlerin beklenmesi gerekmiyor. Özen ve güven çok ehemmiyetli, çiftler bunları yüksek meblağlarsa, mutlu beraberlikler geçirebilirler fikrindeyim.”

YAZAR BİLGİSİ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri