Bir kadın bir erkek

20.11.2021
123
Bir kadın bir erkek

Einsten’in kızına yazdığı mektubu paylaşmıştım sizlerle, okuyanlar hatırlar. Sevginin eforunu ve sonunda dünyayı da kurtaracağını anlatıyordu.

Bir kadın çok yorulmuşsa peki; omzunu öpüşünün dahi işe yaramadığı anlar oluyorsa… Artık kendi kendini teselli etemiyorsa…

Bir insanı beğenmekle başlıyor hayat. Bir kadının da hayatı eşi olacak adamı bulup çılgıncasına beğendiğinde değişiyor işte.

Dünyasını değiştirmek isteyen sevgili kadınlar, sabrınızın sonunda kalbini hiç düşünmeden yerinden söküp size sunacak o adam gelecek. Buna inanın ve emin olun ki bu hayatta gerçeğinde kararsız etmeye yer yok.

Emin olun ki, siz evvel kendinizi sonra da o adamı hoşlanmaya başladığınızda tanımlıyorsunuz vefatlık doğum tarihinizi ve sizden evvel söylenmiş tüm laflar giriyor devreye.

Bir erkeği beğenmekle değişir bir kadının tüm dünyası

Hadi azıcık itiraf oyunu oynayalım…

Evet çok beğendiniz, aşık oldunuz; hatta bir de üstüne böldünüz. Arttan kimselere söz söyletmez olduğunuz anlarda dahi sizi vazgeçip gidişine, bir şeyleri yürütemeyişine küfürler savurdunuz içinizden, suskunca. Ya da yeri geldi o adamın savurduğu küfürlerin başrolü oldunuz.

Hayat bu kadar karışık olmasa gerek ya da ne öğreneyim ben karışık olmasın istiyorum.

Şimdi tüm bu ayrıntıları boş verip onu tanıdığımız ana dönüp kendimizi keşfedelim istiyorum yalnızca. Çünkü, sanırım buna en çok benim lüzumum var ve sizi de alet edeyim istiyorum. Hadi bi gayret, silkinin bakalım.

Ben onu tanıdım değişti dünyam

Peki neden değişti? Ondan evveli diye bir şey kalmıyor çok değil bir sene sonra. Hatta kimilerine bir hafta yetiyor, bunu hiç fark ettiniz mi?

Şöyle ki, bir yandan iyi ki de kalmıyor. Başka Bir Deyişle çok hoşlanıyorduysak o hayatımızı, değiştirmezdik herhalde diyorum. Değiştirmezdik di mi?

Değiştirmezdik, değiştirmezdik.

Değiştirir miydik?

Aman Allah’ım, bu ne büyük girdap…

Tamam hadi ben itiraf ediyorum, ama siz de edeceksiniz. Ne öğreneyim işte, ondan evveline lüzum dinlemedim hiç. Dinleseydim aşk demeye dilim varmazdı diye düşünüyorum. Peki bir sabah böyle uyanışımızın nedeni ne? Hormonlar mı? Bunun altından da hormonlar çıkarsa, bileklerimi kesebilirim artık sanırım :

Şaka bir yana, ben yazmak için çıldıran bir insan olarak zati her şeyi denetliyorum. Ama bunu denetleyen tek kadın olmadığımı bildiğimden size de lüzum dinliyorum.

Ya sonra…

Evet ya sonra? Prens bir günde hayatını değiştirdiği dünyalar hoşu prensesini ömürlük beğendiğine bunca hormon sirkülasyonunda her gün yine nasıl inandıracak? Böyle sorunca da acıdım şimdi, güç şu prensin de işi.

Başka Bir Deyişle tamam bu prens de insan ya hu! O da bunaldığında demek ki ayrılık oluyor bu işin sonu. Milyarlarca olasılık varken dönüp sarılmak için, insanoğlu kaçmayı seçiyor işte.

Sonra?

Sonrasını öğreniyorsunuz canım, masal başa dönüyor işte. Canımız yanıyor. Onun kafasını koparıp, gözünü patlatmak, beynini akıtmak filan istiyoruz. Canımız acıyor, çok acıyor. Sonra da bir erkekten yola çıkıp tüm dünyadan nefret ediyoruz.

Benmerkezci olmayayım tabi, aynı vaziyet erkekler için de geçerli.

Kalbi alıngan kadın ırkı

Bizi bu kumpasa cemiyetin taşıdığını düşünüyorum ben. Erkek güçlü, kadın alıngan; erkek ağlamaz, kadın metroda otobüste salya sümük… Derken dengeler bir biçimde oturmuş işte. Erkek de bastırmak zorunda olduğu tüm duyguları kadının dibine kadar yaşamasından rahatsız oluyor demek ki. İstemiyor bunca duygu yükünü sürüklemek.

Fikir yürütüyorum işte, siz ne dersiniz?

Bir orta yolu bulmak için bu duygusallıkla da kadın çırpınıyor sanki. Ya da erkeğin artık duygularını emin etmeyi seçim etmesi gerekiyor. Yoksa hiçbir kadın falcı değil şu hayatta.

Bağlantı koşul

Belki de tam mesele burada. Hani aralıksız dönüyor ya karikatürler; kadınlar en çok çenelerini, erkekler de beyinlerini kullanıyormuş.

Sabahtan beri bu fikre keşke doğru olsa diyorum. Tamam, kadınların konuşmayı çok hoşlandığını kabul ediyorum.

Peki soruyorum, erkek bu kadar düşünüyor ve o düşünceyi nasıl kavramamız gerekiyor; işte uçtu gitti şimdi, hepsi kâinatta.

Şimdi ne olacak? Kadın boşlukta gezen kelimelerden erkeğin tümcelerini mi bitirecek? Konuşmadan, paylaşmadan, ne sezdiğini öğrenmeden can verip gidecek miyiz başka bir deyişle?
Benim başıma gelmez ki dediğimiz ne varsa yaşayıp, can verip gidecek miyiz?

Allah’ım benim düşünmekten usanmayacak beynim ve sevgi dolu kalbim bu kadarını taşıyamaz. Sen hepimizin ismine gör yazdıklarımı ve yazamadıklarımı…

Ağlıyoruz işte, gözlerimizden emin…

Damla Karakuş

özel içeriğidir.

YAZAR BİLGİSİ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri