Hamuş musun, Aşık mı, Maşuk mu

17.11.2021
15
Hamuş musun, Aşık mı, Maşuk mu

Hamuş tasayı Mevlana kendine. Başka Bir Deyişle Sessiz. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de şöhreti dünyayı sarmış bir şairin, başka bir deyişle işi eforu, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava dahi sözcüklerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dörtlüğe imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SESSİZ ismini verdiğini..?

Elif Şafak

Yaşadılar mı yaşamadılar mı kimse teyit edemiyor. Evveliyatında iki evrenden birinde sultan öbüründe ise zebun. Aşk onları birbirlerine olan zaaf ve zaafiyet ağına düşürdüğünden zebun olmamamak na-muhtemel hale geldi. Kimse ama kimsenin keşfetmediği, dünya gözüyle görmediği belirsiz diyarda, belirsiz zamanda sürüp giden bir hikaye… Mesul kılınan aşk olduğu için haklı da, haksız da yok. Bülbül güle mi? Gül bülbüle mi? Bu sualin yanıtı aynanın arttaki gümüş gibi gizem…

Çölde kavrulan kuma intihar ederek düşen yağmur taneleri ortalığı tozu dumana katarak kumun avuç içlerine nasıl düşerse aşk; göynümüze de bıçağın ucuyla yara açar gibi öyle düşer. Aşk düştüğünde bağrımıza kedi köpek gibi yağmur yağar it is raining cats and dogs – ingiliz tabiri ve verimiyle gelen yağmur toprağı nasıl yumuşatırsa aşka özlem sürükleyen göynümüz de öyle yumuşar. Aşık’ın hamuşluğunda derman arayan vicdanlarımız, Maşuk’un aynasında ayna yansımasıyla kendilerini bulurlar. Saba makamında meşki anlatan nağmelerin özlü lafına, çok değil hoş beğenmeyi anlatan sözcüklerin/tümcelerin sözlü özüne.

Kıssadan pay hikaye

Abartı sanatını icra eden Meddah, yanında getirdiği kauçuk sandıktan çıkardığı kukla ile vantrolog gibi hikayeyi anlatmaya başlar…

Aşık ve Maşuk birbirlerini çok hoşlanıyorlar, lakin bir cinsli birbirlerine açılamadıkları için sevgi aynı çemberin içine giremiyor. Tam cesaretini toplayan aşık dayanamayıp Maşuk’un evine gidiyor, kapıyı çalıyor.

Kapı birden vurulur;

Maşuk: Kim o?
Aşık: Benim.
Maşuk: Git buradan.

Aşık şaşırmış, afallamış bir biçimde kafasını öne eğerek adımlamaya başlar. Ama hüzzamlı..

Seyyah gibi dereleri aşmış, dağlara, ovalara ayak izlerini vazgeçen maşukun münzevi aşkından can verecek vaziyete gelmesinin karşısında verdiği tepkiye de anlam veremiyor, çünkü dayanamayıp tekerrür maşukun kapısını çalar.

Maşuk: Kim o?
Aşık: Benim.
Maşuk: Git buradan.

Aşık çılgına döner ve bir cinsli anlamlandıramadığı vaziyet karşısında maşukun bu davranışı elim bir efkâr vazgeçer vicdancığına. Kendini Maşuk’a adamış Aşık, fani tam hislerinden sıyrılan, kemal/kamil insan olma mücadelesi içerisinde. Aşık yollara kendini vurmaktan bitap düşen, aşkıyla erise de nedenini bir cinsli bulamayan Aşık günlerden aylardan sonra yeniden kendini Maşukun evinin kapısında bulur. Ve yeniden aynı senaryo…

Maşuk: Kim o?
Aşık: Senim.

Ve kapı aralanır…

Maşuk: Gir içeri!

Kim o, deme boşuna… Benim, ben. Öyle bir ben ki gelen kapına; baştan başa sen.
Özdemir Asaf

Velhasıl kelam senden benden “BİZ” çıkarabilmekteydi marifet, “SENİM” diyebilmekteydi aslolan. Bazı sözcüklerin varlığı, aralıksız söylenildiğinde anlamını yitirir hafızamızda. Ama kimileri de vardır ki, tekerrür tekerrür söylense de aşk ile söylenildiği için ayrı bir anlam kazanır, öyle bir lezzet vazgeçer ki damağınızda/dimağınızda tadına doyum olmaz. Yedi tepeli gül şehri İstanbul gibi… ve her ne hikmetse Mihrimah gibi…

Yasak olsada dünyanın kurulmasına sebebiyet veren, evvel aşk vardı. Arşı alaya yıldızlar kurulmamış, yeryüzü ilmek ilmek örülmemişken, evvel aşk vardı. Ay gecenin üstüne örtünmemiş ve gölge güneşle flört etmeden, evvel aşk vardı. Dağlar yükseltiyi yüksek ovaların boynuna gerdanlık gibi takılmamış, yıldızlar semada meşale gibi yakılmamıştı ve evvel aşk vardı. Hava suyun efkârlarına yarenlik etmeden ve su toprakla birleşip ateşe kin kusmamışken, evvel aşk vardı… Ana rahminden başlayıp pare pare yazılan damgalı kader defterimizden ve yazılmadan daha üzerine yemin içilen kalemden evveldi aşk. Evveli yoktu, aşk vardı…

Kalbinizin idmanında, AŞK için mahir olacağınız başucu kitapları.

[1] Beyaz Geceler – Fyodor Dostoyevski

[2] Uğultulu Tepeler – Emily Bronte

[3] Vicdanım Seni Çok Beğendi – Canan Tan

[4] Senden Evvel Ben – Jojo Moyes

[5] Uğultulu Tepeler – Emily Bronte

[6] Eylül – Mehmet Rauf

[7] İçinde Aşk Gizli – Judith McNaught

[8] Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel García Marquez

[9] Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

[10] Vadideki Zambak – Honore de Balzac

Bonus: Okurken AŞK lisanının naifliğinde size eşlik edecek şarkı / Guy Farley – Reach Beyond Belief Modigliani Soundtrack

Aşık – Maşuk

Helal kıldı maşuka, aşık kendi kanını
Maşuk nakşından okur, Aşk eri kuranını
Yardan ayrı olunca, asılıp can vermek yeğdir
Âşık kendi vazgeçer boynuna urganını

Gitmez aşık gözünden, hergiz maşuk hayali
Nitekim Zelha verir Yusuf’un nişanını
Dirlik budur maşuka, Aşık yolunda can vere
Sorarlar ise eydem aşıkın burhanını

Belkıs ile Süleyman aşka düştü bir zaman
İsteyip bulmadılar bu tasanın dermanını
Gökteki Harut Marut, aşk için indi yere
Zühre suratın görünce unuttu rahmanını

Ferhad bu aşk yolunda başın külünge yakaladı
Hüsrev Şirin tasasından arkadaşa verdi canını
Leyla ile Mecnun işi aceb kazanç bu ulusa
Abdurrezzak terketti aşk için imanını
Zamane sadakatleri zulüm kazanç Yunus’a
Bir doğru yar bulunca feda kılar canını

Yunus Emre

Engin Dal

Instagram: seslenenadam

YouTube

[email protected]

özel içeriğidir.

YAZAR BİLGİSİ