Mutlu aşk

09.11.2021
23
Mutlu aşk

Sevgi ile birbirine bağlı olmakla, aşkla birbirine bağlı olmak arasındaki ayrım çizgisi nedir?

Bu mevzuda araştırma yapılmış: sevgiyle bağlı olanların %57 si eşini ya da beğendiğini kandırabileceğini söylemiş, aşkla bağlı olanlar ise yalnızca % 8 si belki kandırabileceğini söylemiş. Âşık olan kandırmaz. Aşkta çıkar ilişkisi yoktur. Âşıksa âşıktır. Sevginin yansıması değişik olabilir. Size iyi davrananları beğenebilirsiniz ama âşık olmazsınız. Sevgi yaşayarak büyür. Sevgide kolay ve dar kapsamda çıkar ilişkisi vardır. Eşinize makûs davranın eşiniz sizi beğenmez. Ama aşkla bağlı kalmakta bir zaman sorunudur. Aşk bitebilir. Ehemmiyetli olan sevgi bağını senelere yayabilmektir.

Aşık olduğumuzda nasıl değişiriz?

Tesiri altına girdiğimiz şahıs bizim için her şeyden ve herkesten daha çok ehemmiyetli hale kazanç. Ondan bölmek düşüncesi dahi bizi korkutur. O güne kadar kazandığımız, edindiğimiz bir hayli şeyden hiç düşünmeden bırakabiliriz. Oysa bu kadar çılgıncasına bir tutku insana huzur ve mutluluk vermez. Bir başkası ya da daha hoş birisi asla değildir. Ehemmiyetli olan makûsta olsa âşık olduğumuz bireydir.

Hoş tanımınız nedir? Fiziksel hoşluk midir?

Hoşa 40 günde doyulur, tatlı dile bir ömür doyulmaz.

İyi insan ya da doğru insan tanımınız nedir?

İyi günde aldıklarını makûs günde ortalığa sermemektir iyi insan olmak.

Palavra söylemek hakkında ne dersiniz?

Reelinde en büyük palavra, insanın içinin dışının bir olduğunu söylemesidir.

Mutlu aşk olmaz derler doğru mudur?

Bir ilişkiyi yalnızca son vakalarıyla değerlendirmek son derece kusurdur. Neticede bölmek makûs olabilir ama evvelinde mutlu anları yaşamıştır. Mutlu aşk vardır.

Anlam konutluluğu hakkında düşünceniz nedir?

Son derece absürt, kâğıt üstünde konutluluk olmaz ve en çok kandırmalar burada görülür. Konutluluk müesseseyi duygusal anlamda bağlılık gerektirir.

“Ben âşık olmam, kendimi hakimiyet edebilirim”, demek doğru mudur?

Yanlıştır, aşk hakimiyet dinlemez, hakimiyet edilirse aşk olmaz.

Sonradan değişir, belki sonradan âşık olabilirim diyenler.

Yanlış, insan tanıdıkça âşık olmaz tanıdıkça daha çok beğenebilir. Aşk anlık duyguların toplamıdır. Aşk, fertseldir, tek şahıs ister. Âşık değilse bir daha âşık olamaz. Aşk, beklemekle gelmez.

Neden dev aşkların sonu hüsran oluyor?

İnsan tek başına zayıf bir akarsu suyuna eş. Aşka düşüp iki şahıs olduğunda ise süratle ummana dönüşür. Ve insan aşka düştüğünde, can vermek için dahi özgür değildir. Tek başına hiç bir şey yapamaz. İnsan âşık olduğunu muhteşem kabul eder, tanıdıkça reelinde muhteşem değil sıradan herkes gibi olduğunu görünce hayali biter ve aşkı da eksilmeye başlar. Hakikat, öz benlik, öz şahsiyet ortaya çıktığında reelinde aranılan o şahıs olmadığı reeli görüldüğünde o aşkın sonu hüsran olabilir.

“Çok hoşlanmayın”, diyorsunuz bu paradoks değil mi?

Her şeyin fazlası hasar verir. Ne kadar çok hoşlanırsan böldüğünde o kadar acı sürüklersin. Aşkta alınan haz çekilecek acının hudutlarını çizer. Ne kadar çok beğeniyor olmak kadar, sevgi ve aşkı uzun seneler taşıyabilmektir ehemmiyetli olan. Çok değil, yeterince beğenmek gerekir.

Sevgisizlik ile hastalık arasında bir iletişim var mıdır?

Ağrı ve sancı bireyin geçmiş hayatında içindeki hiddetin bastırılmış olduğunu gösterir. Misalin yüksek tansiyon hastaları… Şahsiyet ya da şahıs istemi yaradılışlarda bastırılmış hiddetlerin, asapların, yok olan hayallerin neticeyidir. Duyguların hazmedilmiş hali mide bağırsak meselelerini ortaya çıkarır. Sevgi ve değme hislerinin beceriksizliği akciğer ve ten hastalıklarına neden olur. Ağrı demek; ceza, intikam eziyet anlamına kazanç. Hastalık reelinde psikoloji olarak bireyin mutsuzum, külfetliyim diye kendi duygusunu, üzüntüsünü, kasvetini, hiddetini, beden diliyle söylemesidir. Görüşü dile getiremeyenler genelde hastalanır, dilinin söyleyemediğini vücudu söylemeye başlar. Ağrı olarak acı sürüklerler. Bunlar bilimsel araştırmaların neticeleridir.

Mutluluk nedir?

Mutsuzluk uyuşukluk demektir. Mutluluk, çabalamak, gayret etmek, bilmek, irtibata sarih olmak, paylaşmak neticeyi elde edilen duygudur.

Aşk değişti diyorlar, doğru mu?

Yanlıştır. Aşk değişmez. Her şey değişir ama aşk değişmez. Her şey zamanla değişmiş, kendi benliğinden ödün vermiştir. Bir tek hakikat insan sevgisi, bir tek hakikat aşk, kendi özşandan ödün vermemiştir. Ne yokluklar, ne sefaletler, ne kıyımlar, ne savaşlar aşkı yok edememiştir. Zira aşk, insanın özşanı teşkil etmektedir. Zira aşk, hayatın kendisi, paylaşmanın özüdür. Aşk, insanlık var oldukça yaşayacaktır.

Onsuz yaşayamam, ufalarsam can veririm, diyenlere ne dersiniz?

Yanlıştır, zamanla her duygu değişir, bugün iyi olan yarın makûs olabilir. Bugün hoşlandıklarımızı yarın beğenmeyebiliriz. Bugün çılgınca âşık olduğumuza yarın nefret dinleyebiliriz.

Seven çekemer doğru mudur?

Yanlıştır.

Kıskançlık insanın tabiatında vardır ama sevginin bir ispatı ya da miktarı değildir.

Çok çekememek çok beğenmek değildir.

Sevgi güven demektir.

Bağlılık aşkı besler.

Bağımlı yapmak, tamamen sahiplenmek ise bütün tersine aşkı tamamlar.

Ve bir kadın bir erkekten korunmak için yeniden bir erkeğe sığınır.

Kıskançlığın öznamda egoistlik ve paylaşamamak vardır.

Ve kıskanç olan insanlar farkında dahi olmadan içlerinde katil bir duygu taşıyorlardır.

Mutsuzluk hastalık mı demektir?

Aşkta mutsuz olan şahıs, kendini kıymetsiz sezer. Duygusal mutsuzluk insanı hayattan soğutur. Kadınlar genelde erkeklerden daha çok duygusal anlamda etkilenir. Erkekler ise başka bir aşk bulurum diye daha rahat atlatabilir. Kadınlar, aşk duygusunu psikolojik olarak daha iç dünyasında yaşarken, erkekler efor duygusuyla ilişki kurabilirler. Ruhu çöken insanların bağışıklıkları eksilir. İyilik unsuruyla yüklü olanlar daha güçlü olur.

Netice olarak mutlu aşk vardır. Bazı şeylerin zaman içinde sona ermesi olması gerekendir. Sonuçda hiçbir şey aralıksız değildir. Hayat, yeni büyümelere doğru müteveccihtir. Hayatlarımızın dahi bir süresi var, aşklarda bitecektir.

YAZAR BİLGİSİ