Otizmde erken müdahale hastalığın seyrini etkiliyor

26.11.2021
37
Otizmde erken müdahale hastalığın seyrini etkiliyor

Bebeklikten itibaren göz teması kuramıyor, adı ile çağırıldığında aldırmayıp dinlemiyormuş gibi davranıyorlar. İşe fayda bir dil geliştiremedikleri gibi fiziksel teması yalanlıyorlar. Minik farklılıkları dahi mukavemetle karşılayarak sık sık hiddet nöbetleri geçiriyorlar. Yaşamın ilk üç senesinde ortaya çıkan ve oğullarda daha sık görülen otizmde erken müdahale hastalığın seyrini etkiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nden Yrd. Doç. Dr. Havva Nüket Duyan, yaşamın ilk üç seneyi içinde ortaya çıkan otizmin bazı karakteristik bulguları olduğunu söyledi.

Erken yaşta ortaya çıkar ve devam eder

“Otizm yaşamın ilk üç seneyi içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan bağlantıda problemler, yineleyici tutum ve kısıtlı alaka alanları ile kendini gösteren, karışık gelişimsel bir bozukluktur. Sıradan büyüyen bebekler, bakıcısı ile sosyal ilişki kurmaya meyildirler ve bu surata bakma marifeti ile başlar. Bakmak ve göz teması kurmak, kelime evveli çocuk ve bakıcısı arasındaki irtibat şekilleridir ve sosyalleşmenin esasını sağlar. Otizmli çocuklarda ise sıradan gelişimin duraklaması, gerilemesi ve bozulması mevzubahisidir. Gelişimdeki bu bozulma minik yaşlarda fark edilebilir.”

Bu bulgulara dikkat

Otizmin tutum, zeka, irtibat ve dil gelişimi, reyin, dikkat ve etkinlikler gibi çok muhtelif alanlarda bulgular gösterdiğini kaydolan Duyan bulguları şöyle sıraladı:

– Bebeklikten itibaren göz teması olmayabilir. ‘Bay bay’, ‘baş baş’ gibi jestleri bilemez ya da geç bilir, değişik biçimde kullanabilirler.

– Erken çocuklukta istedikleri nesneleri yetişkinlerin eliyle işaret edebilirler.

– Düşüncesizdirler; adı ile çağırıldığında çoğu kere aldırmazlar, dinlemiyormuş gibi davranırlar.

– Sosyal tebessümme yoktur.

– Tekdüze bir tonda ve rastgele bir duygu yansıtmadan konuşurlar.

– Etrafı gözetlemezler ve taklit etmezler.

– Başkalarının duygu ve düşüncelerini kavramakta eforluk sürüklerler.

-Duruşlarında, ellerini kullanmada zaman zaman sıradandan değişik bir görünüm sergileyebilirler. Misalin parmak uçlarında yürüme, muhakkak hareketleri tekerrür etme, tek ayağı üzerinde ileri geri sallanma, kendi çevresinde dönme vb.

– İp sıçrama, dans, yüzme gibi büyük adale motor yeteneklerin kullanılmasını gerektiren bazı hareketleri taklit etme yetilerinin çok az ya da hiç olmamasına bağlı olarak daha geç bilirler.

– Kâğıt kesme, kutu içine küp atma ve ipe boncuk dizme gibi minik adale motor marifetleri oldukça cılızdır.

– Bazılarında kendilerine hasar verici tutumlar, etrafındaki şahıslara ve nesnelere karşı saldırganlık ilaç rehabilitasyonu gerektirecek seviyede ciddi olabilir.

– Nesnelere ve yevmiye yaşamın rutin kumpasına bağımlılık gösterirler; minik farklılıkları dahi mukavemetle karşılar ve hiddet nöbetleri geçirebilirler. Mesela masanın yerinin değişmesi ya da elbise farklılığı gibi…

– Genellikle rastgele bir kimse tarafından değilmeye, kucağa alınmaya tepki göstererek fiziksel teması yalanlayarak etraflarıyla ilişki kurmaktan sakınabilirler.

– Konuşmaya başlama sıklıkla gecikir. Konuşma anlamlı bir irtibat vasıtayı olacak biçimde büyümez.

– Çağırıldığında bakmazlar. Bu vaziyet otizmin ilk fark edilen bulgularındandır.

– Bazıları durmaksızın, arada şiddetli vurgular, yükselen-alçalan iyi ayarlanamayan sesler ve tonlamalarla ayindeymiş gibi ya da kendileri için ehemmiyetli mevzularda kesintisiz yineleyerek konuşurlar.

– Klişe stilinde konuşmaları tipiktir, bu sebeple konuşma meseleleri olsa da reklam metinlerini seri bilebilirler.

– Takribî yarısı 5 yaşına geldiklerinde bile işe fayda bir dil geliştiremezler ancak pek çok otistik işaret dili, yazı ve fotoğraf tahtaları, bilgisayar gibi taşıtlarla irtibatlarını sağlayabilirler.

– Hafif otistikler 4-5 yaşlarında tümce kurabilirler.

– Nasıl reyin oynanacağını bilmezler; otomobilleri sürmek yerine yalnızca yan yana dizmek ya da ters çevirip tekerleklerini döndürürler.

– Bazen bir ip parçasına, bir poşete, dönebilen minik bir nesneye uzun vakit alaka gösterebilirler.

– Taklide dayalı sembolik oyunları oynamayı beceremezler. Reyin oynayabilenlerde ise karşılıklı reyin büyümez ya da emele müteveccih reyin kuramazlar.

– Kendilerinin başlattıkları etkinlikler sırasında uzun dikkat süresi gösterebilirler ama başka birinin işaret ettiği bir hadiseye odaklanamazlar.

– Birisi etkinliklerini veya ritüellerini bozmak isterse sıklıkla hiddet nöbetleri geçirirler.

– Otistik çocuklarda zeka seviyeyi, ağır noksanlık seviyesinden üstün zeka seviyesine uzanan geniş bir aralık içindedir.

– İrtibat ve dil beceriksizlikleri sebebiyle çoğu zaman bu şahıslara zeka testi uygulamak muhtemel olmamakta beraber kapasitelerinin altında performans göstermektedirler. Zekâsal maniyi ağır olan çocuklarda hastalığın gidişi daha makûstur.

– Sızıya, acıya, sıcağa ya da soğuğa karşı bazen fazla alıngan, bazen de duyarsızdırlar.

– Görsel idrak etmeleri genellikle işitselden daha iyidir. Dönen, hareketli, parlak nesneler dikkatine sürükleyebilir.

– Uyku lüzumları eksilmiştir ve geceleri sık uyanırlar.

Erken tanı ehemmiyetli

Oğullarda daha sık tesadüfülen otizmde erken tanının hastalığın seyrini pozitif etkilediğini belirten Duyan, “Otizm, ailenin duygusal, cemiyetsel, ekonomik ve günlük yaşantısını negatif tesirler. Erken tanı ve teşebbüs ile hastalığın seyri daha iyi olabilir” dedi.

YAZAR BİLGİSİ