Ramazan Bayramı’nda bizi ve çocuklarımızı bekleyen riskli besinler

19.04.2021
136
Ramazan Bayramı’nda bizi ve çocuklarımızı bekleyen riskli besinler

Kültürel bedellerimizin jenerasyonlar arası aktarımının en hoş misalleri olan bayramlarımız, -her ne kadar günümüzde tatile çıkma fırsatı olarak görülüyorsa da- ailelerin toplandığı ya da en azından irtibat vasıtalarıyla seslerin dinlendiği, suretlerin görüldüğü bedelli zamanlar olma özelliklerine gözetiyorlar.

Ramazan bayramını çocuklar “şeker bayramı” olarak öğrenirler. Çaldıkları kapılardan cepleri, torbaları şekerleme ve çikolatalarla dolu olarak dağılırlar. Konuklara ilk ikram şekerle yapılır. Azıcık sohbet edildikten sonra tatlı faslına geçilir. Çaylar, kahveler bol şekerli içilir, sıcak havalarda gazlı meşrubatlar ve limonatalar tatlılara eşlik eder.

“Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” lafı agresifliklerin giderilmesi, uzlaşmanın sağlanabilmesiiçin söylenen, sohbete tatlı eşliğinde devam edileceğini gösteren eksantrik bir mesajdır. 

Harcadığımız yiyeceklerin psikolojimize tesirini anlatır bir bakıma. Tatlı yiyorsak kırıcı konuşmamalıyız, alttan almalıyız, empati kurmalıyız gibi alt anlamlar barındırır.

Çocuklarımıza aktardığımız her cemiyetsel ritüel verimlidir diyemeyiz. Öyle gördük diye denetlemeden aktardığımız alışkanlıklar bazen ruh ve beden sıhhatini negatif doğrultuda etkileyebilir.

Harcadığımız tüm besin ve meşrubatlar kararında alındığında fayda, fazlaya kaçıldığında hasar verme potansiyeline sahiptir. Bizim cemiyetimizde özellikle şeker tüketimi öteki cemiyetlere göre fazla hatta riskli bir ebattadır.

İşlenmiş şeker kapsayan besin ve meşrubatlar bağırsaktaki ve bedenin öteki bölgelerindeki patojenleri besleyerek karbonhidratların ve proteinlerin faaliyetlerini kısıtlar. Başka Bir Deyişle vücudumuza giren fazla şeker başta bağırsak işlevleri olmak üzere tüm metabolizmamızın balansını bozan bir tesire sahiptir. Kolay şeker kaynağı olan meyveler bu özelliği barındırmadıkları için fazlaya kaçmamak kaydıyla rahatlıkla harcanabilirler. 

Bayramlarda fazla şeker tüketimi, hem metabolizmamızın balansını bozan, hem de bu mevzuda sınıfta kalmış cemiyetimizde ağız diş sıhhatini tehdit eden bir gidişattır.

Adı şeker olan bayramda onu ikram etmemek ve edileni geri çevirmek olmaz ama ziyaretlerin tek hane ile hudutlu olmadığını öğrenmek ve ısrarcı olmamak da pekâlâ olası.

Seraların olmadığı, meyvenin yalnızca mevsiminde yenildiği zamanları geçeli çok oldu. Her mevsimde her bütçeye uygun meyve harcamak artık olası. O halde gelin radikal bir kararla bu bayramın ismini “meyve bayramı” olarak değiştirelim. Kapımızı çalan çocuklara dilimlenmiş meyveler ikram edelim, davetlilerimize meyve tabakları sunalım.

Hem sıhhatimizi gözetecek vitaminleri hem de gereksinimimiz olan hasarsız şekeri barındıran meyveler bayramımızın bırakılmazı olsun. Bu sıcak havalarda kim buz gibi bir karpuza hayır diyebilir ki? 

YAZAR BİLGİSİ