Moğolların Avrupa’yı neden fethedemediğini öğreniyor musunuz?

04.07.2021
114
Moğolların Avrupa’yı neden fethedemediğini öğreniyor musunuz?
Scientific Reports mecmuası muhteşem hükümdar Cengiz Han idaresindeki Moğolların Avrupa’yı fethedememesinin reel sebeplerini ortaya çıkardı!
Cengiz Kağan’ın yaşamını kaplayan tam sırlara ek olarak Kağan’ın nasıl öldüğü da belirli değil. En sık anlatılan öyküye göre kendisi 1227 senesinde attan düşerek yaralandı ve bu sebeple yaşamını kaybetti. Ancak bazı başka kaynaklar kendisinin sıtmadan veya dizine gelen bir oktan can verdiğini de ifade ediyor. Hatta bir kaynakta kendisinin Çinli bir prensesle birlikte olmaya çalışırken öldürülmüş olabileceği de iddia ediliyor. Yaşamını nasıl kaybetmiş olursa olsun Cengiz Kağan kabrinin saklı kalması için çok uğraştı. Efsaneye göre Cengiz Kağan’ın vasiyeti yönünde atlarla kabrinin üzerinden kerelerce geçilerek toprakta rastgele bir iz kalmaması sağlandı ve daha sonra kabrini gören herkes öldürüldü. Kabrin büyük olasılıkla Moğolistan’da bulunan Burhan Haldun Dağı’nın çevresinde olduğu söyleniyorsa da bugüne kadar bütün yeri tespit edilemedi.

38034_12.jpg
Tarihçiler şimdiye kadar bu mevzuda ancak hipotezde bulunabiliyordu. Zira Moğol kumandanlarının bakış açısından yazılmış dokümanlar son derece beceriksizdi. Fakat Scientific Reports isimli mecmuada yayınlanan yeni bir çalışma son derece değişik bir alana odaklanan analistlerin, Moğolların Avrupa’ya girememe nedenlerini açıkladı!

Ağaç halkalarını araştıran analistler, bir günlük kaliteyi taşıyan halkalarda, o yarıyılda 4 sene süresince soğuk ve nemli havanın egemen olduğunu keşfetti. İklim şartlarının nebat örtüsünü etkilemesiyle beraber Moğol ordusunun hareket mahareti de eksildi.

38034_1.jpg
1238 ve 1241 seneleri arasında Macaristan coğrafyasının büyük kısmı hava şartları sebebiyle bataklık arazilere dönüştü. Böylece binlerce atla dolaşan Moğol ordusunun kamp yapması ve atlarla ilerlemesi için faydalı zemin ortadan kalkmış oldu.

Moğolların Avrupa’yı son abluka ettiği sene olan 1242’de, moğollar nemli etrafın kendilerini etkilediğini anekdot etmiş. Nemli civar mahsüllerin bozulmasına ve Cengiz Han’ın göçebe cemiyetine yetecek erzağın sağlanamamasına neden oldu. Daha sonra bölgede ortaya çıkan kıtlık binlerce bireyin yaşamını yitirmesine neden oldu.

38034_2.jpg
Avrupa abluka etmesinden geri dönen Moğol ordusu, Cengiz Han’ın vefatının ardından başgösteren taht münakaşaları sebebiyle daha önceki gösterişli günlerine dönemedi ve Moğol imparatorluğunun çöküş süreci başladı.

İsminden hala bahsettirmeyi başaran, unutulmaz Cengiz Han’ı daha yakından tanımaya, yaşamının az öğrenilen doğrultularıyla tanışmaya ne dersiniz?

38034_3.jpg
Moğolların büyük kağanı takribî 1162 senesinde Onon Nehri kıyısında doğdu. Adı “demirden” veya “demirci” anlamına gelen “Timuçin” idi. 1206 senesine kadar Cengiz Kağan adını kullanmadı. Cengiz adının ne anlama geldiği de hala tarihçiler arasında bir kavga mevzusu. “Adaletli” veya “Okyanus” anlamına geliyor olabilir. Bağlamı içerisinde Cengiz Kağan, “Ulu Kağan” anlamında da kullanıldı.

38034_4.jpg
Daha 9 yaşındayken babası rakip Tatarlar tarafından zehirlendi. Kendi kabilesi ailesini sürgüne gönderdi. Annesi 7 çocuğunu tek başına geliştirmek zorunda kaldı. Daha minicik bir çocukken yaşamak için avlanmak ve gayret etmek zorunda kaldı. Yemek için çıkan bir müzakerede kardeşini öldürdü. Gençliğinde rakip boylar tarafından kendisi ve karısı kaçırıldı. Bir vakit köle olarak yaşadı. Tam bu güçlüklere karşın daha 20 yaşında saygı dinlenen bir savaşçı ve komutan olarak biliniyordu. Topladığı sponsorlarından oluşan ordusuyla büyük kabilelerin liderleriyle ittifaklar kurarak kuvvetlendi. 1206 senesinde steplerde at koşturan çoğu klanı kendi sancağı altında birleştirerek uzak diyarları fethe çıktı.

38034_5.jpg
Dünya tarihine damga vurmuş bir insan olmasına karşın fiziki özellikleri hakkında pek bir şey öğrenilmiyor. Yarıyılından kalan hiçbir heykel veya fotoğraf yok. Bir çok kaynakta kendisi uzun, güçlü, gür sakallı ve uzun saçlı bir insan olarak tasvir edilirken, en eksantrik iddia 14. asırda yaşayan İranlı tarihçi Rashid El Din’e ait. Ona göre Cengiz Kağan kızıl saçlı ve yeşil gözlü. Her ne kadar kendisi Cengiz Kağan’ı hiç görmemiş olsa da kavmi olarak spektruma sahip Moğol cemiyetinde kızıl saç ve yeşil göz hiç görülmemiş bir şey değil.

38034_6.jpg
Cengiz Han, aşiretçilik veya kabilecilik yapan bir insan değildi. Liyakata inanıyordu. Becerili olan insanları görerek, onları sınıfları, ataları hatta geçmiş bağlılıklarına bağlı olarak suçlamadan yükseltmesini öğreniliyordu. Bunun en hoş misallerinden biri 1201’de yaşandı.Tayjut Kabilesiyle yapılan bir savaş sırasında atına atılan bir ok suratından az daha yaşamını kaybediyordu. Savaş bittikten sonra Tayjutlu tutsakların yanına giderek o oku kimin attığını sordu. Bir asker cesaretle öne çıkıp oku kendisinin attığını söyledi. Askerin cesaretinden etkilenen Cengiz, bu askeri hem ordusunda komutan yaptı hem de ok anlamına gelen Cebe ismini kendisine vererek şereflendirdi. Cebe, Subutay ile beraber Moğol ordusunun en büyük komutanlarından biri olacaktı.

38034_7.jpg
Cengiz Kağan seferleri sırasında öteki kraliyetlere çoğunlukla barışçıl bir biçimde Moğol dominantlığını kabul etme fırsatı sundu ancak dayananların hiçbirine acımadı. Misalin 1219 senesinde Harezmi İmpratorluğu Moğollarla yaptıkları bir uyuşmayı bozdu. Cengiz Kağan ortaya çıkan meseleyi çözmek için Harezmi Şahı’na İpek Yolu’ndaki mülklerin ticaretinin tertip edilmesi ve hakimiyetiyle alakalı bedelli bir ticaret uyuşması önerdi. Harezmi Şahı ise yanıt olarak kendisine bu öneriyle gelen elçileri öldürdü. Cengiz Kağan’ın bu harekete yanıtı sert oldu. Tam ordusunu toplayarak Harezmi İmparatorluğu’na sefere çıktı. Neticede Harezmi İmparatorluğu tamıyla çöktü, fakat Cengiz Kağan bununla da kanaat etmedi. Savaş sırasında kendisine asker yollamayan vasallarından Tankut Devleti’ne karşı da bir sefer tertip ederek, başşehirlerini ele geçirdi ve Tankut Krallık ailesinin tamamını katletti.

38034_8.jpg
Tarihçiler açısından büyük kavga mevzularından biri de Cengiz Kağan yarıyılında Moğolların gerçekten kaç şahıs öldürdüğü. Bir çok tarihçi bu sayının takribî 40 milyon olduğunu ifade ediyor. Tarihi kayıtlarda Cengiz Kağan zamanında Çin popülasyonunun onlarca milyon insan düştüğü gözüküyor. Harezmi İmparatorluğu’na yaptığı seferde ise imparatorluk popülasyonunun dörtte üçü yaşamını kaybetti. Toplamda ise Moğol hücumlarının dünya popülasyonunun yüzde 11’ini öldürdüğü kabul ediliyor. Bugün aynı orana erişmek için takribî 770 milyon insan öldürmek gerekiyor.

38034_9.jpg
Kendi yarıyılındaki bir çok imparatorluğun aksine Cengiz Kağan din mevzusunda hürlükçü bir insandı. Herkesin din ve vicdan hürlüğünü gözeten yasalar çıkartmanın yanı gizeme, iman yerlerine de vergi ayrıcalığı getirtti. Kağan’ın bu siyasetinin bir nedeni belki kendi milletini mutlu yakalamasının cemiyetlerin başkaldırı etmesini yasaklayacağını düşünmesi ise, öteki nedeni Moğol cemiyetinin her zaman din mevzusunda fazla derecede liberal olmasıdır. Her ne kadar Cengiz Kağan şaman inancına sahip olsa da, çevresinde Hristiyanlar, Budistler, Müslümanlar, animistik inançlara sahip olan bir çok insan bulunmaktaydı. Bir çok zamanlar muhtelif dinlerden din adamlarını çağırarak inançları hakkında sohbetler yapıyordu. Yaşlılığında Taocu Qiu Chuji’yı karargahına çağırarak, ebedilik ve felsefe hakkında konuştuğu da biliniyor.

38034_10.jpg
Ok, yay ve at ile beraber Moğolların en ehemmiyetli silahlarından biri de kurdukları bağlantı ağıydı. Cengiz Kağan’ın yaptığı ilk tertip etmelerden biri “Yam” ismi veirlen bir yerleşik kurye sistemini kurmaktı. Orta çağ yarıyılı için hayli tesirli olan bu teşkilatta belli yerlerde atların bulunduğu haneler kuruluyordu. Rastgele bir devlet görevlisi bu noktalarda atını değiştirerek, güçlü ve dinlenmiş atlarla kimi zaman günde 320 km yol katedebiliyordu. Sistemin tek yararı mülk ve bilgiyi daha evvel eşi eşi görülmemiş bir süratle imparatorluk içinde gezdirmesi değildi aynı zamanda Kağan’ın gözü ve kulakları olarak çok ehemmiyetli bir istihbari bilgi kaynağıydı. Yam sayesinde Kağan imparatorluğunda yaşananları süratli bir biçimde takip ediyor, casusları ve gözcüleriyle askeri ve siyasi büyümeleri çok süratli bir biçimde biliyordu. Yam sistemi aynı zamanda uluslararas elçi ve tacirleri de gözetmekteydi. Ünlü Marko Polo bu sistem sayesinde daha sonraki senelerde Moğol topraklarında güvenlik içerisini gezebildi.

38034_11.jpg
YAZAR BİLGİSİ