İlişkilerde 6 temel gereksinim

22.10.2021
31
İlişkilerde 6 temel gereksinim

Sevgi, saygı, güven… Bunların hepsi bir ilişkinin temelinde uyuyan en büyük yapıtaşları. Peki karşılıklı lüzumlar bu temelin neresinde? Bir ilişkide sezilen en temel lüzumlar neler? İşte sualinizin yanıtı…

1- İlişkilerde Güven gereksinimi

İnsanların temel gereksinimlerinden biride güven gereksinimi. Aynı biçimde ilişkimizde de güven dinlemek isteriz. Güvenmediğimiz de ne olacağını öğrenemediğimizden güvenecek bir bireye gereksinim dinleriz.

Herkes ilişkisinde güven arar yokluğunu sezdiğinde ise eşine karşı hakimiyet etme isteği çoğalır. Zira bunu hakimiyet kendinde olursa, eşinin tepkilerini tanımlayabileceğini düşünür. Ve böylece kendini güvende sezer. İlişkilerimizde her şeyi hakimiyet etme gereksinimi varsa burada emin olmadığımız şeyler vardır demektir. Güven duygumuzu doyuma ulaştırmak için hakimiyet etme gereksinimi dinleriz.

Konutluluk Müesseseyi; insanların emin olma lüzumlarını, doyuma müteveccihtir. İnsanların bir çoğu değişmekten korkar, Mevsimler değişebilir her şey değişebilir ama bir değişmemeliyiz diye düşünürler. Rahatlık veren vaziyetin hiç değişmemesini isterler. Bazen de makûs giden konutluluklarda yada ilişkilerde sonunu nasıl olacağını öğrenememek, tamamlanması gereken bir konutluluğu sırf alışılmış olanın verdiği eminlik suratından şahıslar tamamlayamaz. Güven ilişkilerde ehemmiyetlidir sıhhatli yollarla gelmediği zamanlarda insanlar bunu sıhhatsiz yollarla baskı , hakimiyet, gibi yollarla elde etmeye çalışırlar zira güven bir lüzumdur.

2- İlişkilerde emin olmama gereksinimi

Belki bu azıcık donakalttı.Güven ve emin olma gereksiniminden bahsetmiştik. Emin olmama da ne şimdi diyebilirsiniz. Emin olunca kendimizi huzurlu hissederiz. Stressiz, her şey tanıdık bildik, eşiniz muhakkak ilişkiniz de ne nasıl gidecek çok iyi öğreniyorsunuz. Eşinizden alacağınız tepki muhakkak vereceğiniz tepki muhakkak. Başka Bir Deyişle her şeyden eminsiniz sonra ne olur dersiniz? Sanırım öğrendiniz Kasvet “Canı kasveti” işte bu noktada emin olmama gereksinimi devreye girer. Farklılık gereksinimi, Heyecan gereksinimi, tehlike alma gereksinimi.

Konutluluklarda her şey öğrenilir hale geldiğinde, eşler otomatiğe bağlanmış gibi hep öğrenilir tepkiler verdiğinde can kasveti başlar. Heyecanın bittiği yerde bunalım başlar. Heyecan yoksa mutsuz oluruz. İşte bütün bu noktada heyecan arayışı başlar. İlişkimizde değişik bir şeyler isteriz. Gayret edeceğimiz şeyler,heyecan isteriz.

İlişkinin başında emin olmak isteriz, beni hoşlanmalı güvenilir olmalı deriz. Fakat eşimiz bir müddet sonra bizi hoşlansa ve güven verse de ilişkide uyarılmaya, heyecana gereksinim dinleriz. Çiftler bu gereksinime uygun davranmadıklarında ise sıhhatsiz ve etik olmayan yollardan heyecan arayışı başlar. Erkekler gül gibi eşlerinin üstüne gül koklarken, kadınlar kendini yemeğe, fazla spora yada boş işlere verebiliyorlar. Heyecan arama yolları sıralanmayacak kadar uzundur.

İlişkilerde yevmiye yaşam aynı biçimde gittiğinde ilişki can sıkıcı hal alır. Ve çiftler sebepli sebepsiz tartışmalara başlarlar. Belki enteresan ama çoğu çift bu münakaşalardan memnun olurlar. Münazara, küsme ve barışma süreci ilişkilere heyecan ve bilinmezlik getirir. Mesela; Küsme ne kadar sürecek?, İlk adımı kim atacak?, Barışma nasıl kutlanacak? Tabi darıllık müddetince eşler birbirine özlem sezmeleri de vaziyetin ayrı birheyecanı denebilir. Hatta farkında olmasalar da; sırf bu heyecan için münazara eden küsen ve barışan çift rakamı oldukça fazladır. Bazı çiftler münazara etmemelerinden iftihar etseler de ; münazara etmemek hakikatinde o ilişkide daha suskun ve derinden ilerleyen ciddi bir mesele var demektir.

3- İlişkilerde Değişik Olma Gereksinimi

Özgün başka bir deyişle değişik olma gereksinimi insan yaşamında insanı tetikleyen bir güçtür. Yaşamda hiç bir şey bire bir aynı değildir. Yaşam kendini tekerrür etmeyecek kadar zengin yaratılmıştır. Bir kar tanesi bir başka kar tanesine benzemez. Şahıslarda birbirinden değişiktir. İlişkilerinde bu değişikliği görmek isterler. ”Ben herkesten değişiğim”,” Benim herkesten değişik bir özelliğim var”, ”Ben onun gözünde en ehemmiyetliyim ya da en ehemmiyetli olmalıyım”, ”O bensiz yapamaz”, ”Ben öbür erkekler gibi değilim”, ”Ben senin bildiğin kadınlardan değilim” gibi laflarla bunun vurgulandığı zamanlar da olur kimi zaman.

Evet, her şahıs değişik insanlık tarihinden beri bir şahıs tıpa tıp aynı var olmadı. Yaşanan her ilişkide değişik, kimsenin yaşadığı bir ötekisine benzemez. Hiç bir konutlulukta ya da ilişki de ne meseleler ne mutluluklar bire bir benzemez. Şahıslarda onların içinde bulundukları ilişkilerde birbirinden değişiktir.

İlişkilerde, ehemmiyetli olduğunu sezmenin yaygın yollarından biri, Gereksinim dinlenme lüzumuyla kendini ortaya çıkara öğrenir. Özellikle kadınlar; Gereksinim dinlenme yolunu kullanarak çocukları, eşi, hatta anne babaları için kendini paralamak için hakikatleştirir. Burada emel kendini bırakılmaz kılarak, ehemmiyetli olma değişik olma gereksinimini karşılamaktır. Hatta eşi için değişik olabilmek yalnızca çocuğunun annesi olma değişikliğini sezmek için çocuk sahibi olmak için uğraşan kadın rakamı olağanüstü biçimde çoktur.

4- İlişkilerde Eş Olma Gereksinimi

Diyelim ki bir ilişkide birbirinizden çok değişiksiniz. Siz eşsizsiniz. O zaman ne olur. O zamanda birine ait olma gereksinimi sezersiniz. Birbirinizde eş yerlerin olmaması da sizi rahatsız eder. Evet insanlar değişik olmak isterler Fakat bu aynı şunun gibidir ilişkilerde karanlığı öğrenmeden aydınlık anlaşılabilir mi? Değişiklikler bunun için vardır ama şahıslar ilişkilerinde sevgi ve ait olma karşısındakine benzeme sanki onun bir parçası olmayı sezmek de isterler. Sizi birbirinize sürükleyen birbirinize benzediğiniz yanlarınızdır. Ortak noktalarınızdır; ortak yerde buluşturan.

İlişkilerimiz de bazen kendimizi ehemmiyetli hissetmeyiz. Bu noktada ehemmiyetli ve özel olmayı arz ettiğimiz de, farkında olmadan eşimizi kendimizden iteriz. Ona ” Hoşlanılmak istiyorum” arzında bulundukça bütün tersi olur.

Beğenilme isteğini hoşlanma tutkusuyla karıştırabiliriz. Eşimiz tarafından hoşlanma hevesimiz karşılanmadığında ise kendimizi özel hissetmeyiz. Bu kere de istediğimiz sevgiyi alabilmek için onu sevgi şovlarıyla boğarız. Ve bizden daha da uzaklaşır. Kaçan sevgilinin, eşin arttan gücenmişlik duygusu yaşarız. Onu kabahatler hoşlanmaktan korktu kaçtı deriz onun korktuğu sevginizden değildir, bitmek öğrenmeyen sevgi dilenciliğinizdir. ”Aşk ve sevgi denilen şey iki insanın birbirine ait olma duygusudur” Aşk ve sevgide kendimizi hem özel hem birine ait hissederiz. Başka Bir Deyişle benzerimize yanını sezeriz.

Şayet eşlik yoksa şahıslar bu sarihi gidermek için özveriye müracaat etirler. Hoşlandığı bireyin lüzumlarını karşılamak için kendi ihtiyaçlarını bırakır ya da erteler. Burada ehemmiyetli olan şu; Verdiğiniz sevgiyi karşılığı faizi ile ödenmesini bekleyip bir borca dönüştürdüğünüzde kendinizi beğenilmeye yoksul konuma getirdiğinizde kaybetmeniz kaçınılmazdır. Sevgide en ehemmiyetli kural lüzumumuz olanı eşimize vermektir. Beğenilmeye gereksiniminiz varsa neşelen. İnsanlar beğenmeyi, hoşlanıldıkları şahıslarla hakikatleştirir.

Kadın erkek ilişkilerinde en makûs gidişat seven birinin terk edilmesi değildir bunda canınız acır bir müddet ama geçer. En makûs gidişat ait olma gereksiniminizin az buçuk karşılandığı neticeyi başkalaşımı göze alamamaktır. ”Ne terk edecek kadar makûs, ne kalacak kadar iyi gidişatı”. Bu stil çiftlerin gidişatı ise şudur; Metamorfoz için bedel ödemeyi göze alamazlar; kendini doyum ve mutluluk vermeyen ilişkiye devam ettirmenin getirdiği, hiddet, küskünlük, asabilik ve yalnızlık duygusunu yaşarlar. Bütün bir naçarlık ve acizlik hali…

5- İlişkilerde Büyüme Gereksinimi

İlişkimizde her şeye sahip olabiliriz ama her gün yeni bir şeyler katıp, her iki taraf da gelişime sarih olmazsa ilişki çürür. Gelişimde hayat vardır. Ya büyürüz ya da can veririz. Duygusal, zekâsal ve ruhsal gelişim için bireylerin zaman ayırmaları gerekir. Büyümek, bilmek, bir tercih değil, bir lüks değil, bir lüzumdur. Aynı yemek içmek kadar gereksinim.

Bunun için eşlerin birbirlerine gelişimlerine ayıracak zaman ve imkânlar için özgür vazgeçmeliler. Özgür fertler gerçekten beğenir ve büyür. Büyüyen fertler iyi anne baba olup sıhhatli fertler yetiştirebilir. Gelişim insanların soluk almasını sağlar kendinize soluk alacak alanlar vazgeçin.

6- İlişkilerde Katkıda Bulunma Gereksinimi

Kendimizin dışına çıkarak başkalarına katkıda bulunma lüzumdur. Varlığımızın başkalarına dayanakçı olduğumuzu öğrenmesi; işe verim insan olduğumuzu sezme gereksinimi. Her konumda olduğu gibi ilişkimizde de karşımızdakine verimimiz olduğunu sezmediğimiz sürece mutlu olamayız. Bu Yaşamın her alanında olduğu gibi ilişkilerde de çok ehemmiyetli bir lüzumdur, şayet verimli olduğumuzu sezmezsek, gereksinim dinlenmeye gereksinim dinleriz. Şayet eşimizin bize gereksinimi olmadığını sezersek farkında olmadan, çocuğumuzun gelişimi pahasına da olsa bize gereksinim dinleyerek gelişmesini sağlarız. Etrafımızda ne kadar çok vardır değil mi gelişip evlendikleri halde halen annelerine gereksinim dinleyen şahıslar. Kendi kararlarını kendileri veremeyenler. Kendileri aile olamayanlar.

Evet, eşimizin”iyi ki varsın” demesi onun yaşamına katkımız değdiğinin delilidir. Ve bu insanı çok mutlu eder. Tabi ki bu katkıyı eşinize verirken bir teşekkür dahi beklemeden katkı da bulunmaktan bahsediyoruz vermenin natürel hazzını aldığınız katkıdan.

YAZAR BİLGİSİ